|
Tweet |
Deva Partisi İl Başkanlığında düzenlenen toplantıda konuşan Ergen şunları kaydetti: “Şimdi yüksek öğretim eylem planını buradan başlatıyoruz. Biz ana gündemimiz yapan bir partiyiz. DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan'ın 2013 yılında defaatle dile getirdiği eğer adalet ve eğitimde sıçrama Yapamazsak orta gelir tuzağına takılırız sözlerinin aslında şu anda bir fiil gündeme getiriyoruz ve eğitim politikalarını ve eğitimin uzun vadede planlamasını yapmaya Çalışıyoruz. Çünkü eğitim bizi gelecek nesillere taşıyacak. Ülkemizin kalkınmasını sağlayacak bir dinamo. Hem gençlerimizi kendi hayatı boyunca daha müreffeh yaşamalarını sağlayacak bir araç. hem de topluma, ekonomiye katkı veren ve ülkenin kalkınması için önemli bir enstrüman. Biz ilk olarak yüksek öğretim eylem planıyla başladık. Çünkü üniversiteler çok önemli genç nüfusun bir şekilde eğitilmesi ve yeni yeni dünyaya hazırlanması gerekiyor. Yeni dünya teknoloji dünyası, yeni dünya, girişimcilik dünyası, yeni dünya, bilim dünyası. Şu anda benim yaşımdaki kişiler Beş on sene içinde Türkiye'nin en büyük şirketlerinin kurdular. En değerli şirketlerini kurdular. Yıllarca sanayi toplumunun yaratamadığı büyüklükteki şirketleri beş on senedir bu bölümde. Bizden daha genç çocuklar şu anda oyun sektöründe Türkiye. dünyanın markası yapmaya çalışıyorlar. böyle bir toplum hiçbir eğitim sistemi olmadan buna dönük bir çalışması olmadan alttan gelerek gün yüzüne çıktı. Şimdi bizim amacımız da bunu genişletebilmek. Bunu bütün topluma yayabilmek ve üç yaşından başlayarak hayat boyu olan bir eğitim sürecini tamamlayabilmek. Genç nüfus yeni dünyanın ham maddesi eskisi gibi petrol değil, altın değil. Eğer genç nüfusu olan bir ülkeyseniz gelecek bir dünyada bir yeriniz var. Japonya gibi yaşlı bir nüfusumuz yok. Almanya gibi yaşlılık nüfusumuz yok. Genç olan bir nüfusumuz var. Ve nüfusunu doğru bir eğitim sistemini karşılaştırdığımız zaman, buluşturduğumuz zaman biz de yeni dünyanın bir parçası olacağız. Sanayi toplumuna geriden başladık. Ama şu anda bütün dünya teknoloji dünyasını, girişimcilik dünyasını konuşuyor. Şu anda Amerika'dakiler de kendi eğitim sistemini denemeye çalışıyorlar. Avrupa'dakiler de denemeye çalışıyorlar. Biz de aynı şekilde yapmamız gerekiyor. Eskisi gibi yurt dışından alacağımız ithal edeceğimiz bir eğitim sistemi yok. Onlar da tasarlıyorlar. Onlar da neyin ne olacağını bilmiyorlar. Çünkü bilinmezlere doğru bir dünyaya gidiyoruz. Şu anda üniversiteye girenler belki beş sene sonra aldığı eğitimden dolayı seçtiği mesleğin ortadan kaybolacağını görecek. Çünkü otomasyon, yapay zeka bu meslekleri ortadan kaldırıyor. Ya da hep yeni teknolojiler, yepyeni istihdam yaratacaklar. Yani geleceğin nasıl olacağını bilemiyoruz. Geleceğin nasıl sürprizlerle karşılaştıracağını da bilemiyoruz ve kestiremiyoruz. Böyle bir eğitim, böyle bir dünyada yapmanız gereken şey üniversiteleri tekrardan yönetmek değil, tamamen üniversitelere bu fikri verebilmek. Bu bilinmeyenlere doğru dünyada biz hazırlamaları için çalışmasını sağlamak. Onun için biz Yükseköğretim Eylem planı açıkladık elli maddeyle. Bunun birinci maddesi hızlı koşanın daha hızlı koşarak gittiğimiz ileri taşıyacağı bir sistem getirmek istiyoruz. Yani her üniversiteyi asgari müştereklerde birleştiren merkeziyetçi anlayıştan kaçınmak istiyoruz”.