KAZDAĞLARI MUCİZESİ-2
Alparslan AYRAL
Dik başa bir isim verdin de geçtin
Vefasız bir ömür sürdün de geçtin
Elbette dünyaya geldin de geçtin
İftira kurbanı olan Sarıkız
Ahmet Cankurt
Edremit körfezine gelenleri, Kazdağları selamlar.
Hangi mevsim olursa olsun yemyeşildir her yer. Ovadan dağ yamaçlarına kadar zeytin
ağaçları, orman gibi sarar her tarafı.
Sarıkız tepesine ulaşmak için patika yollara daldığınızda binbir renkle karşılanırsınız.
Duyularınız aynı anda hissetmeye başlar türlü güzellikleri.
İçinize bir coşku, hoşlanma hissi doğar.
Bir yanda çiçeklerin renkleri, kokuları yayılır etrafa; bir yanda kuşlarla, böceklerle
karşılarsınız. Koyu yeşilliğin yaydığı oksijen ciğerlerinizi temizler.
Arkanızı dönüp ovaya baktığınızda denizi yaşarsınız içinizde. Her yön, estetik heyecan
uyandıracak kadar güvenli ve güçlüdür burada.
Kazdağılarında birbirinden farklı efsaneler, masallar; çağlayan pınarların, derelerin sesinde
şekil bulur.
Dağın ikinci zirvesinde mezarı olduğuna inanılan Sarıkız efsanesi bunlardan biridir.
Efsane, dilden dile geçtikçe birkaç varyantı oluşmuş.
Doksanlı yılların başında tanıştığım Ahmet Cankurt, Ali Kutar, Mehmet Şehirlioğlu, Dr.
Cemal Atamer, İzzet Ege gibi konuyla ilgilenen kişilerden dinlediğim ve Edremit ile ilgili kitap,
dergi ve gazetelerden araştırdığım kadarıyla farklı anlatımları da olsa efsanenin özünün
değişmediğini görmekteyiz.
Kimi yazarlar, Sarıkız efsanesinin Homeros’un İlyada ve Odysseia eserinde geçen bazı
kahramanların şekil ve kıyafet değiştirerek uyarlandığını iddia ederler. İleri sürülen bu
görüşün bir temeli, kaynağı yoktur. Yunan destanlarından etkilendiği ifadeleri de doğru
değildir.
Bu yöredeki Türkmenlerin gelenek ve görenekleri binlerce yıllık öncesine gitmektedir.
Yeşim taşı, kazayağı gibi motifler Türklere aittir. Türklerin ise Anadolu’ya Malazgirt
Savaşından önce geldiğini son arkeolojik kazılar göstermektedir.
Troya Savaşının öyküleri ise sözlü olarak nesilden nesile aktarılmış 1400 yıl sonra Homeros
tarafından destanlaştırılmıştır.
Vergilus Aeneas Destanıyla da Troya Savaşı sonrası gelişmeleri anlatır.
Troya Savaşı dönemlerinde Kazdağı coğrafyasında Yunanlılar değil bir kaynağa göre
Pelasglar, diğer kaynağa göre de Kilikialılar yaşamıştır.
Bu tarihi gerçekler, Türklerin Kazdağı çevresine yüzyıllar önce yerleştiğini ve bu yörede
oluşan efsanelerin de bilinmeyen zamanlardan günümüze kadar geldiğini göstermektedir.