-
BALIKESİR’İN YERLİSİ OLMAK
YIRCALI ZADE
Balıkesir’de “yerli” olmak öyle herkesin kolayca anlatabileceği bir şey değildir. Çünkü bu, sadece burada doğmakla değil; bu şehirde kök salmakla ilgilidir.
Asri Mezarlık kaldırılmadan önce ailemize ait mezar taşlarını almıştım. Üzerlerindeki Osmanlıca yazıları da Aydın Ayhan hocamıza okutup günümüz Türkçesine çevirdik. İşte o taşlar, sadece birer mezar taşı değil; Balıkesir’in hafızasıydı.
Taşlardan birinde şu bilgi yer alıyordu: Balıkesir eşrafından Yırcalı zade ailesinden Hoca Sadık Efendi’nin oğlu Mehmet Efendi’nin, Giridî (Cebbar) zade ailesi ile akrabalık bağı olduğu anlaşılıyor. Bu bile tek başına, o dönemin sosyal yapısını ve aileler arasındaki ilişkileri göstermeye yetiyor.
Yırcalı zade Hoca Sadık Efendi, Melek zade Müderris Hafız Abdullah Efendi’nin öğrencisi. Aynı zamanda Balıkesir Müftüsü İbrahim Sadık Efendi (1856/1857-1924) olarak bilinen önemli bir isim. Mehmet Efendi de onun ile Merva Hanım’ın oğlu.
Aile büyüğümüz Balıkesir Müftüsü İbrahim Sadık Efendi, merhum babam Orhan Yırcalı’nın dedesidir. Dedem Hacı Hafız Necati Yırcalı ise uzun yıllar Martlı Camii’nde fahri imamlık yapmış bir isimdir. O da babamın babasıdır.
Bizim hikâyemiz biraz da Balıkesir’in hikâyesidir. 1700’lü, 1800’lü yıllardan 1990’lara kadar aynı mahallede, Kasaplar Mahallesi’nde yaşadık. Aynı evlerde büyüdük. Sonra aile çoğaldı, evler değişti ama şehir değişmedi.
Bizim bir köyümüz de yok. Karesi Sancağı’ndan beri buradayız. Yani biz bu şehrin yerlisiyiz.
Bugün “yerli” kavramı çok konuşuluyor. Ama aslında mesele çok basit: Aynı sokaklarda büyümek, aynı camide saf tutmak, aynı mezarlıkta geçmişini bilmek.
Kısacası; Balıkesir’de yerli olmak, bu şehri sadece yaşamak değil, onu hatırlamaktır.
-