DOĞRU BESLEN, İLTİHABI SUSTUR!
Prof. Dr. Nilay ŞAHİN
Balıkesir Üniversitesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı
İnstagram-profdrnilaysahin
Bana hastalarımın hemen hemen hepsi hangi tanıyı alırsa alsın hep hocam ne yiyelim, içelim diye soruyor. Bu gerçekten çok güzel bir soru. Çünkü yediğimiz içtiğimiz şeyler bizim hastalıklarımız elbette etkilemektedir. Özellikle son dönemlerde iltahaplı romatizmadan tutun nörolojik hastalıklara kadar pek çok hastalığa neden olan inflamasyon yani iltahap yemekten çok etkilenen bir durumdur. Hata hastalıkların çoğu ilk dönemlerde vücutta başlar ama biz bunu hissetmeyiz. Örneğin iltahaplı romatizma hastalıkları vücutta oluşmaya başlar ancak biz bunu yıllar sonra hissedebiliriz. Çünkü hastalıkların çoğunda ilk dönem ne belirgin bir ağrı olur ne de dikkat çeken bir belirti. Ama vücudun içinde görünmeyen bir savaş sürmektedir: iltihap yani inflamasyon. İltihap aslında kötü bir şey değildir. Vücut kendini savunurken, hasarlı dokuyu onarmak ve mikroplarla savaşmak için bu mekanizmayı kullanır. Ancak sorun, bu savaşın bitmemesidir. Kronik inflamasyon denen bu durum, artık bizi korumak yerine içten içe yıpratmaya başlar.
Bugün şeker hastalığından kalp damar hastalıklarına, obeziteden eklem ağrılarına, hatta bazı kanser türlerine kadar pek çok rahatsızlığın temelinde bu sürekli düşük düzeydeki iltihap hali vardır.
Kısacası, modern çağın sessiz düşmanı budur. Ve bu düşmanı susturmanın en güçlü yolu, ilaç dolabından değil, mutfak rafından geçer.
Bilim artık biliyor ki, yediğimiz her lokma ya bu savaşa benzin döküyor ya da ateşi söndürüyor. İltihabı artıran besinler bellidir:
Şekerli içecekler, tatlılar, beyaz un ve hazır gıdalar
Kızartmalar, işlenmiş et ürünleri (sucuk, salam, sosis)
Aşırı doymuş yağlar ve trans yağlar
Buna karşılık, iltihabı azaltan yani vücudun dengesini yeniden kuran yiyecekler de vardır:
Zeytinyağı, ceviz, badem gibi sağlıklı yağlar
Somon, uskumru gibi omega-3 kaynakları (veya bitkisel olarak keten tohumu, chia)
Renkli sebze ve meyveler: brokoli, yaban mersini, nar, ıspanak
Fermente gıdalar: yoğurt, kefir, turşu
Baharatlar: zerdeçal, zencefil, tarçın
Bu besinler yalnızca mideyi doyurmaz; bağışıklık sistemini dengeler, hücreleri korur ve metabolik iltihabı yatıştırır.
İltihabı susturmak büyük değişimlerle değil, küçük ama kararlı adımlarla olur. Günde bir öğün fast food yerine evde zeytinyağlı sebze yemek, şekerli içecek yerine su veya bitki çayı içmek, gece atıştırması yerine bir avuç ceviz yemek daha sağlıklı olacaktır. Bunların her biri vücudunuzun içindeki savaşta dengeyi değiştirir.
Ayrıca yeterli uyku, düzenli egzersiz ve stres yönetimi de bu savaşın görünmeyen silahlarıdır. Çünkü stres hormonları ve uykusuzluk da tıpkı kötü beslenme gibi inflamasyonu körükler.
Bir hekim olarak şunu net söylüyorum: Sağlıklı olmak için evet genetik önemlidir ama sadece genetik yeterli olmayabilir. Her gün tabağımıza koyduğumuz yiyeceklerle de sağlık durumumuzu belirliyoruz. İşte bu nedenle sağlıklı beslenerek iltihabı susturmak, yaşam kalitemizi artırmak, eklem ağrılarından kurtulmak, zihinsel berraklığı kazanmak mümkündür. Ama bunun anahtarı bilinçli tercihler yaparak doğru beslenmektir.
Vücudunuzda yorgunluk, şişkinlik, eklem ağrısı, ciltte matlık gibi bulgular varsa bunların hepsi “Ben iltihap içindeyim” mesajıdır.
Ve biz doğru beslenmeyi seçtiğimizde, o savaş sessizce kazanılır. İyileşmek, bir tabakla başlar. Bugün tabağınıza ne koyarsanız, yarın onu ekersiniz.
Hepinize sağlıklı beslenmeli günler dilerim…