|
Tweet |
Balıkesir Karesi ve Altıeylül İlçeleri Süt Üreticileri Birlik Başkanı, Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Ulusal Süt Konseyi Başkan Vekili Cihat Şimşek son döviz kurlarının artışları buna bağlı olarak emtia fiyatlarının yükselmesiyle çoğalan girdi maliyetlerin artışları neticesinde
Beklentilerinin ve üreticilerininn beklentisinin çiğ süt fiyatlarının da yukarı yönde artması olduğunu söyledi.
Ulusal Süt Konseyi’nin 2008 yılında mevzuat yayınlandığını ve 2009 yılında kurularak faaliyete başladığını söyleyen Şimşek “USK’nın kuruluş amacı Balıkesir – Bursa – Çanakkale ve Tekirdağ tarafında 3’er aylık yapılan dönemsel ihaleler ile oluşan çiğ süt fiyatlarının yasal zeminde
belirlenmesini sağlamaktı. Ayrıca sürekli bu bölgelerden çok daha aşağı fiyatlara süt alan Ege (İzmir) ve İç Anadolu (Konya) gibi illerin çiğ süt fiyatlarını da Marmara’da oluşan fiyatlara denklemek düşüncesiydi. Bu ve bunun gibi sebepler ile çıkılan yola en çok destek veren, kuruluşunda yer alanda Balıkesir, Bursa, Çanakkale ve Tekirdağ illerinde kurulu bulunan süt fiyatlarını o günlerde belirleyen Süt Üretici Birlikleriydi…Bu güne gelince bu illerdeki Birlikler İzmir ve Konya fiyatlarını yukarı taşıyıp o bölgelerdeki üreticilerimize yardımcı olmak niyetiyle çıktığı yolda fiyatlar İzmir ve Konya fiyatlarına düştü ve üretici kendi fiyatını kendi belirleyemez hale geldi. Üretici tavsiye fiyatını belirlemek için çatı örgüt olan USK kriterlerinde üretici fiyatı hesaplamasında dünyada 1,5 parite alınırken bizde 1,3 alınır hale geldi. Şimdilerde ise artık 1,3 paritenin içine soğutma ve ara hizmet bedelleri, bunun yanı sıra son iki yıldır pandemi sebep gösterilerek devlet teşvikleri de katıldı. Bu yapının eksiklerini gidermek belli bir nizama kavuşmasını sağlamak dolayısı ile üreticilerimizin ve sanayicilerimiz arasındaki
kör dövüşü bitirmek için yapılan çalışmaların sonucu zaman içerisinde sanayicilerimiz kapasite arttırırken, üreticimiz daha çok çalışmasına karşın daha çok borçlanan ve sürekli üretici sayısı azalan bir topluluk haline geldi. Biz üreticiler artık sanayiciler tarafından istedikleri gibi kullanılmaya çalışılan, Bürokratların müsaadesine bağlı fiyat oluşumunu bekleyen ve dünyada ki her gelişmeden eksi yönde etkilenen ve özellikle hak edişimiz olan fiyatın verilmemesi ile tüketiciye yansımasın diye verilen (aslında tüketiciye verilen) teşviklerden kaynaklı devletten emeksiz para alan topluluk olarak gözükmekten bıktık. Tüketicilerin alım gücü zayıflıklarını biz üreticileri suçlayarak kapatmaya çalışmalarından da bunaldık. Bizler ürünümüzün karşılığına gelen hakkımız olan bedeli istiyoruz” dedi.