|
Tweet |
“MALİYETLERİMİZ
4 KAT ARTTI”
Dolar ve euro artışından dolayı diş hekimi muayanesi açmanın 1,5-2 milyon civarında bir maliyet getirdiğini söyleyen Diş Hekimleri Odası Başkanı Özgür Başaran açılan yeni diş hekimliği muayenehanelerin idaresinin maliyetler yüzünden çok zor olduğunu bunun da kısa gelecekte işyeri devirlerin yaşanacağını söyledi.
Başkan Özgür Başaran Takip’e konuştu. Diş hekimlerinin artan maliyetleri, muayene açmanın zorluğu, covid 19 da diş hekimlerinin düşüncelerini gazetemize aktardı.
“LABORATUARLARDA TEKNİSYEN YETİŞMİYOR”
Başkan Başaran euro ve doların yükselişi ile birlikte diş hekimlerinin maliyetlerinin ciddi bir şekilde arttığını söyleyerek, aldıkları bütün malzemelerinin dolara ve euroya endeksli olduğunu hatırlarttı. 1,5 sene içinde bütün maliyetlerinin 3., 3,5 bazen de 4 kat arttığını söyleyen Başaran “Ancak biz hastalarımıza artan girdi maliyetlerini yansıtmıyoruz, yansıtamadık. Çünkü insanların ekonomik durumları da ortada. Biz de kendimiz fedakarlık gösterip kazancımızdan fedakarlık verip daha makul seviyelerde bir ücretlerimizde artış yapmaya çalışıyoruz. Bunun yanında bir de bizlerin en büyük ayağı laboratuvarlar. Laboratuvarlarda teknisyen yetişmiyor. Teknisyen yetişmediği için de laboratuvarların teknisyen maliyetleri çok yüksek. Çok afaki maaşlar ödemek zorunda kalıyorlar. Sağlık turizminin getirmiş olduğu diş hekimliği hizmeti bilhasaa Antalya bölgesinde, Marmaris gibi bölgelerde özel laboratuvarlar açılmasına sebep oluyor ve bunlar da yetişmiş teknisyenlere çok yüksek fiyatlar verdiklerinden bizim çalıştığımız laboratuvarlarda onları elinde tutabilmek için çalışıyor şu anda 40-45 lira alan teknisyenler var. Bu maaşlık artışları bize yansıyor. Onlar da çok haklılar” dedi.
“ASGARİ ÜCRETİN YÜKÜ DE BİZDE”
Asgari ücretle çalışanların getirdiği yükün de kendilerine yansıdığını belirten Başaran “Teknisyen yetişmiyor diyoruz. Önceden alaylı çıraklık eğitimi, çıraklık okulu vardı. Çıraklıktan gelen temelden yetişen on yaşlarında, on bir yaşlarında yetişmeye başlayan teknisyenler, bu her sektör için geçerli mesleğe dahil oluyordu. Ancak şu anda bu sistem ortadan kalktığı için üniversite mezunu olarak geliyorlar. Tabii orada da yeteneklerin geliştirilmesi, yönlendirilmesi biraz daha kısıtlı kalıyor” diye konuştu.
“HER MAHALLEYE ÜNİVERSİTE
AÇARSAK MESLEĞİN SAYGINLIĞI KALMAZ”
Yüzlerce diş hekimliği fakültesinin açıldığını, kendisinin 2005 yılında mezun olduğu dönemde 10 fakültenin bulunduğunu şimdi ise bu rakamın ciddi derecede arttığını kaydeden Başaran “Birkaç yıl içinde bu rakam yüz yirmilere, yüz otuzlara çıkacak. İnanılmaz bir kontenjanla diş hekimi alınıyor ve yeni diş hekimleri piyasaya çıkıyor. Şu anda asgari ücretin altında çalışacaklarını duyduğumuz meslektaşlarımıza da çok yazık. Yeterli donanımlı da mezun olmuyorlar. Tabii burada kaliteli bir sağlık hizmeti veremeyen bir hekim ordusu piyasaya çıkıyor. Her mahalleye bir üniversite açarsak bu mesleğinde bir saygısı, bir yapılabilirliği kalmaz. Diş hekimliği muayanesi açmak ciddi maliyet gerektiriyor. Biraz önce dolarla, eurodan bahsettim. Bizim aldığımız malzemelerin hepsi dolar ve euroya endeksli, bir muayenehane açmak için 1,5 veya 2 milyon liraya yakın bir yatırım yapılması lazım. Bu da çok zor. Açılan yeni diş hekimlerinin idaresi maliyetler yüzünden zor. Bu yüzden
5-6 yıl içerisinde devir edilen veya devredilmeye çalışılan bir sürü poliklinik, klinik göreceğiz. Ben bundan eminim. Çünkü yeni gelen nesilden çok fazla hekim geliyor ve bunlar da çok agresif geliyorlar. Çünkü onlarda müşteri kazanmak, para kazanmak istiyorlar. Çok haklılar bu konuda. Böyle olunca da yanlış teşhislere, yanlış yollara, yanlış tedavi yöntemlerine başvuruyorlar. Bundan da hastalar etkileniyor. Şu anda çok yanlış bir politika, sağlık politikası, eğitim politikası izleniyor diye düşünüyorum. İnşallah hatalar ve yanlışlar görülür, fark edilir ve düzeltilir” dedi.
“SALGIN DEĞİL ALGI”
Covid-19 salgını ile ilgili de konuşan Başaran “Dünya Sağlık Örgütünün koronavirüs pandemisini ilan ettiği ve Türkiye’de ilk covid-19 vakasının açıklandığı 11 Mart 2020’den bu yana 2 yıl geçti. On dört buçuk milyon vakayla dünyada dokuzuncu sırada yer alan Türkiye salgını en ağır yaşayan ülkelerden. Sağlık Bakanlığının açıkladığı resmi rakamlara göre bile vefat sayısı 95 binin, gerçek rakamlar ise 250 binin üzerinde idi. Her biri bir can, her biri bir insan, her biri bir anne, bir baba, bir eş, bir dost, bir arkadaş, bir sevgili, bir çocuk. Her birinin acısını yüreğimizde yaşıyoruz. Korunması ve önlenmesi mümkün olan bir hastalık yüzünden öldüler. Bu dönemde neler oldu. Salgın değil Algı yönetimine çalışıldı, salgından “başarı hikayesi” çıkarıp siyasi rant hedefiyle politikalar üretildi. Salgının başlarında maske sıkıntısı yaşanırken, devamında aşılar vatandaşlarla zamanında buluşturulamadığı gibi aşı tereddüdüne neden olacak söylemler ile aşı karşıtlığının da önü açıldı. İlk günden beri gerçekleri gizleyen ve çarpıtan, yanlış yürütülen sağlık politikaları hayata geçirildi. Eksik, yanlış, tutarsız salgın yönetimi hayatları karatmaya devam etti. Alınmayan önlemler, uygulanmayan tedbirler ve bilim insanlarının, meslek örgütlerinin, uzmanlık derneklerinin, sağlık emek örgütlerinin uyarılarına kulak tıkandı” dedi.