|
Tweet |
Başkan Kilciler açıklamasında şu görüşlere yer verdi:
“Seçmeli derslerin belirlenmesi sürecinde bazı dini içerikli derslerin seçilmesi için başta Din Öğretimi Genel Müdürlüğü olmak üzere, il ve ilçe milli eğitim müdürlükleri, eğitim yöneticileri, dini dernek ve cemaatler aracılığıyla ve hatta müftüler il- ilçe müdürleriyle okul gezerek, öğrencilerin ‘zorunlu seçmeli dersler’ olarak ifade edilen dersleri seçmeleri için açık açık dayatma yapıldığı görülmektedir.
İl ve İlçe Milli Eğitim Müdürlükleri’nin yönlendirmesiyle, eğitim yöneticilerine iletilen talimatlarla, öğrencilerin “Kuran-ı Kerim”, “Hz. Muhammed’in Hayatı” ve “Temel Dini Bilgiler” derslerini seçmeye yönlendirilmesi istenmiştir. Elbette öğrenciler ilgi ve yetenekleri doğrultusunda bu dersleri seçmek istiyorsa seçeceklerdir, ancak faklı dersleri seçmek isteyen öğrenci ve velilerin baskıya dönüşen bir yönlendirmeyle bu dersleri seçmeye zorlanması kabul edilebilir bir durum değildir. Okul yöneticileri, kamu yöneticisi kimliklerini unutarak, öğrencilerin ve öğretmenlerin anayasal haklarını yok sayarak, sadece din derslerinin seçilmesini sağlamak amacıyla öğretmenlere de baskı yapabilmektedir. Kamu yöneticisi kimliğiyle bağdaşmayacak şekilde öğrencilerin ilgi ve isteklerini yok sayıp çeşitli bahanelerle öğrencilerimizin yüksek çıkarlarını görmezden gelen her kademedeki eğitim yöneticileri hakkında yasal yollara başvuracağımız bilinmelidir. Burada anayasal hakların özgürce kullanılmasını engelleyenlerin müteselsillen sorumlulukları vardır. Öğrencilerin farklı dersleri seçme yönündeki talepleri öğrenci azlığı nedeniyle geri çevrilirken, aynı şartın söz konusu seçmeli dersler için uygulanmaması dikkat çekicidir. Ayrıca bahsi geçen dersler seçtirilerek öğretmen normlarının değişmesini sağlıyorlar.
Kaldı ki çeşitli dini dernek ve vakıflarla imzalanan protokoller aracılığıyla okulların eğitim kurumu olmaktan uzaklaştırılıp dini etkinliklerin mekanlarına dönüştürüldüğü bir dönemden geçtiğimizi hatırlatmak istiyoruz. Bu durumun başta laik eğitim olmak üzere, eğitimin en temel ilkelerinin, Türkiye’de bulunan farklı inanç gruplarının ve eşit yurttaşlık ilkesinin yok sayılması anlamına geldiği açıktır.
Eğitim Sen, seçmeli derslerin belirlenmesi sürecinde hangi nedenle olursa olsun mağdur edilen veli ve öğrencilerimizin yanında olmayı sürdürecektir. İktidarın ve MEB’in dayatmacı eğitim politikalarına karşı, benzer içerikli her konuda olduğu gibi, bu konuda da her türlü baskının karşısında duracağımızın bilinmesini istiyoruz.”