|
Tweet |
Eğitim İş Şube Başkanı Serap Müjdeci Gökgün eğitim-öğretim dönemi, sendikanın yükselişi, 3600 ek gösterge ve eğitimin durumunu Takip’e değerlendirdi.
2021-2022 Eğitim-Öğretim yılında Milli Eğitim Bakanlığı'na karne vermeyi uygun görmediklerini söyleyen Gökgün, bakanlığın gerçekten karnesinin çok zayıf olduğunu ve kırıklarla dolduğunu söyledi.
“EN BÜYÜK SORUNLARDAN BİRİSİ
OKULLARDA DERSLİK İHTİYACI”
Gökgün “Genel merkezimiz ile çok detaylı bir çalışma yaparak bir değerlendirme raporu hazırladık. Hatta bu raporumuzun başlığı da Milli Eğitim'in çöküşüydü. Gerçekten de Milli Eğitim Bakanlığı şu an çöküş süreci içerisinde yanlışları neydi? Aslında doğrusu yoktu diyebiliriz. Ama hani böyle bir başlıklar altında sıralarsak birincisi derslik ihtiyacı çok fazla ve ne yazık ki bunu tamamlamadı. Sınıflar çok kalabalık, deprem nedeniyle yıkılan veya işte güçlendirmeye giren okullar teslim edilmedi. Pek çok ihale şu an ekonomik sıkıntılardan dolayı da biliyoruz ki yarım kaldı veya müteahhitler şu an ellerinden inşaatları bırakıyorlar. Yani biz ona şöyle diyoruz artık Milli Eğitim Bakanlığı bir sihirbazlık örneği gösterip okul içinden okul çıkardı. Yani bazen bir okul bahçesinde veya aynı binada iki tane üç tane okul eğitim öğretim yapıyor. Tabii doğal olarak sabah çok erken saatlerde giriliyor, akşam çok geç saatlerde çıkılıyor. O yüzden de bazen konteyner veya işte prefabrik sınıflar bile oluşturuldu okullarda. Derslik ihtiyacı şu an gerçekten de Milli Eğitim'in en büyük sorunlarından birisi. İkincisi özellikle gerici cemaat ve vakıflarla yapılan protokoller yani tamamen şu an okullar bir gerici kuşatmanın içerisinde. Okullarda işte değerler eğitim altında sosyal kulüpler yönetmeliğinde bir değişiklik yaparak okullara denetimsizliği getiriyorlar. Laik eğitimden, bilimsel eğitimden şu an gerçekten bahsetmemiz mümkün değil. Yani şu an ders kitaplarından tutun da müfredata kadar veya seçmeli derslere kadar tamamen bilim dışı, akıl dışı tamamen din odaklı. İnsanlara şükretmeye yönlendiren bir öğretim programı yapıyoruz” dedi.
“ÖĞRETMENLİK MESLEK
KANUNUNUN İÇİ BOŞ”
Atanmayan öğretmenler hakkında da konuşan Gökgün “Biz atanamayan bile demiyoruz. Çünkü atanamamak diye bir şey yoktur. Siz atamıyorsunuz yani. Bugün Türkiye'nin 700.000’in üzerinde hatta bugün yani bu Haziran döneminde mezun olan eğitim fakültelerindeki meslektaşlarımızı da dahil ettiğimizde yaklaşık 1.000.000 milyonuu bulan bir sayıdan bahsediyoruz ama şu an bakanlığın öngördüğü 20.000 bin öğretmen. Çok bu tabii ki yani çok müthiş bir dengesizlik, tutarsızlık eğer ki gençleri kalifiye olarak görevlendirmeyecekseniz, atamayacaksanız neden bu kadar eğitim fakültesi açıyorsunuz? Yani bu da bir plansız büyüme. Yani her şehre üniversite açarak insanların belki de işte umut etmesine yol açıyorsunuz ama gerçeklerle bu gençler okul bittikten sonra yüzleşiyorlar. Milli Eğitim Bakanlığı hem özel okullarda çalışan öğretmenler hem de bizim ücretli öğretmenler dediğimiz yani sadece okul açıkken gidiyorlar, ek ders ücretlerini alıyorlar ve bunlar asgari ücretin altında görev yapıyorlar. Yani Milli Eğitim Bakanlığı aslında şuan resmi bir şekilde suç işliyor. Yani böyle bir sorunumuz var. Bu yıl çok tantanası oldu, çok yaşadık. Öğretmenlik meslek kanunu çıktı. Ama baktığınız zaman içi bomboş yani özlük veya hukuksal, ekonomik haklarımızı asla iyileştirmeyen, öğretmenleri kariyer basamakları dediğimiz rütbelere ayıran, uzman öğretmen, baş öğretmen şeklinde yani öğretmenler odasının huzurunu bozan, çalışma barışını bozan bir sistem getirdiler. Bunu da yine sınav dayatmasıyla yapacaklar. Kontenjan sınırlaması var. Ucunda sözde bir ücret var, ne yazık ki şu an Türkiye'nin geldiği koşullarda öğretmenler gerçekten de ekonomik koşullarda çok zorlanıyor. Her ne kadar istemeseler de, gönüllerinden buna katılmak geçmese de ekonomik anlamda belki de bütçelerine bir katkı sağlayacak diye bu sınava girecekler. Kasım ayında yapılacak bu sınav. Biz bunun genel merkez düzeyinde çok mücadelesini verdik. Uzun yıllardır Ankara'da meclis önünde hiç basın açıklaması yapılmıyordu. 1 Şubat'ta Ankara'da yine bir polis müdahaleyle basın açıklaması yaptık. Orada yine sağ olsun milletvekilleri de destek verdi. Yani biz Eğitim İş olarak öğretmenlerin eğitimle ilgili sorunların hepsinde alanda yer alıyoruz” diye konuştu.
“BAKANLIK OKULLARA
SADECE 4-5 TOP
KAĞIT GÖNDERİYOR”
Milli Eğitimin çok sorunu olduğunu, Türkiye'de eğitim şu an parayla satın alınan bir hizmete dönüştüğünü kaydeden Başkan Gökgün “Yani şu an Milli Eğitim Bakanı çok iddialı cümleler konuşuyor yani bütçemiz okullarımıza çok uygundur diye kesinlikle ve kesinlikle yalan. Bütün okullar şu an belki de kendi imkanlarıyla. süreci yürütmeye çalışıyor. Dikkat edersiniz okullar kermesler düzenliyor. Hep bunlar okula gelir getirme yani evet bugün Milli Eğitim Bakanlığı okullara sadece 4-5 top kağıt gönderiyor, faturalar ödeniyor. Ama onun dışında artı niteliği arttırıcı veya okulda hijyeni sağlayıcı hiçbir şey yok. Neredeyse 1000-2000 öğrencinin ve öğrenci mevcudunun olduğu okula bir tane yardımcı hizmetli var. Bu insan nereye yetebilir? Yani şu an en büyük sorunlarımızdan bir tanesi de yardımcı personel hizmetli olmaması. Onun yerine toplum yararına proje dediğimiz TYP aracılığıyla İŞKUR’dan okul başlayınca alınıyor, okullar kapanınca da bitiyor. Bu şekilde yaraya pansuman yapmaya çalışıyorlar. Dediğim gibi yani karnesi oldukça kırık, her sene bir geleneğimizdir ama bu sene Milli Eğitim Bakanlığına karneyi bile hak ettiğini sanmıyorum bu yıl sınıfta kaldılar sınıf tekrarı yapacak” dedi.
“EĞİTİM İŞ YÜKSELİŞTE”
Eğitim İş Sendikası’yla ilgili de konuşan Gökgün “Sendikayla ilgili hem Türkiye de hem de Balıkesir anlamında bir yükseliş var. O yükselişin çok çeşitli bileşenleri var. İvme neden bu kadar hızlı bir şekilde yukarıya doğru gitti. Pandemi nedeniyle ertlelenmi süreç sonrasında genel merkezimizin seçimlerini yaptık. Yapılan bu seçimlerde göreve gelen MYK üyelerimiz gerçekten de Eğitim İş’i o yükselişe getirmek için yapılması gereken her türlü çalışmayı yapıyrlar. Tepeden aşağıya doğru yeri gelir tavandan tabana deriz biz ona yeri gelir tabandan tavana doğru bir birliktelik var. Türkiye'de şu an Eğitim İş her şubesiyle çok ciddi anlamda çalışıyor. Alanlardayız, sosyal medyadayız ve ana akım medyaya bile çıkmaya başladık. Yani Eğitim İş’in görünürlüğü çok fazla. Genel başkanımızın çok güzel bir sloganı var. Yani biz de kendimize bu sloganı hep rehber ediniyoruz. Söylemiyle etkin, eylemiyle cesur, temsiliyetiyle güçlü bir Eğitim İş. Yani biz bu şekilde yola çıktık ve tabii ki artık eğitim emekçileri bence şunu da görüyorlar artık sorunların çözüm adresi Eğitim İş. Diğer sendikaların sarı sendikacılık yaptığı, öğretmenlerine özlük hukuk ve ekonomik haklarının arkasında durmadığını fark ettiler. O yüzden de çok ciddi bir üye kazanımımız var. Mayıs ayı mutabakatında Türkiye'nin üçüncü büyük sendikası olduk. Şimdi tabii Mayıs ayında 78.000 bin civarındaydık ama şu an Haziran’ı da kattığımız zaman 80.000 bini geçmiş bir sayıdan bahsediyoruz. Türkiye'de dediğim gibi %53 ile en fazla büyüme sağlayan eğitim sendikası oldu Eğitim İş. Balıkesir'de aynı şekilde. Ben devraldığımda 1200 civarında bir üye sayımız vardı ve geçen yaz da ne yazık ki pandemiden dolayı 100’ün üzerinde emekli vermiştik 1100’lere düşmüştük ama şu an işte 1869 sayısıyla gerçekten de ciddi bir yükselişteyiz. Eğitim İş Balıkesir şubesi olarak Milli Eğitim'le bütün aslında üyelerimizin kurulması gereken diyaloğu kuruyoruz. Usulsüz işlemlerin önüne geçmeye çalışıyoruz. Yani bazen hani şu da vardır. Yetkili olamayabilirsiniz bir yerde ama yetkinin olmadığı yerde etkili olmak da çok önemlidir. Yani diğer sendikalar ne yazık ki burada yetkililer ama etkili olmadıklarını nitelendiriyoruz” diye konuştu.
“YETKİ ALAN SAYISINI ARTTIRACAĞIZ”
Eğitim İş Balıkesir şubesinin sadece eğitim konusunda değil şehrin bütün toplumsal duyarlılığını gerektirecek bütün konularda işte siyasi partilerle, demokratik kitleleriyle birlikte hareket ettiğini kaydeden Gökgün “Ayvalık ve Burhaniye bizim yetki alan temsilciliğimiz. Uzun süre bu bayrağı taşıyorlar . Hedefimiz bu yetki alan temsilcilik sayımızı her geçen gün arttırmak. Önümüzdeki yıl için özellikle Edremit ve Bandırma için böyle bir ekstra çabamız olacak. Çünkü Edremit öğretmen sayısının Balıkesir merkezine çıktığımız zaman en fazla eğitim emekçisinin olduğu yer. O yüzden daha çok önümüzdeki yıl hani örgütlenme programlarımızı oraya yönlendireceğiz. Ama diğer ilçelerde de büyümek tabii ki en büyük hedefimiz. Gönlümüze en çok tabii ki Karesi ve Altıeylül Balıkesir merkezdi ama onlar zaten temsilcilik yönetimlerimiz de olduğu için hani süreç birlikte işliyor. Güzel bir ivme yakaladık. Yönetim kurulumuz gayet uyumlu. Birlikte güzel işler yapıyoruz. Böyle bizim açımızdan oldukça başarılı bir 2021-2022 Eğitim Öğretim yılı oldu. Milli Eğitim’in karnesi zayıf ama bizim karnemiz gayet iyi” dedi.
“3600 EK GÖSTERGE İTİBARIMIZI GERİ GETİRMEYECEK”
3600 ek gösterge ile ilgili de konuşan Gökgün “3600 seçim vaadi . Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önce 2018 yılında bu Cumhurbaşkanı tarafından dile getirilmişti. Artık çok geç kalmış yani artık dillere sakız olmuş konu. Hep bahsedilen ama ne yazık ki verilmeyen bir şeydi bize. Hakkımızdı ki aslında şu an 3600’ü almak öğretmenlere çok da itibarlarını, onurlarını geri getirici bir şey de değil. Çünkü 3600 artı kalifiye elemanlar içerisinde, memuriyette daha alt seviyeyi temsil ediyor. Yani bir mühendis gibi, bir avukat gibi, bir hakim gibi olmuyorsun. Onların katsayıları bizden daha yüksek. Ama burada bir adaletsizlik var. Yani biz de dört yıl okuyoruz üniversiteyi onlar da dört yıl. Hatta öğretmenliğin şöyle bir özelliği var. Bizim 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nda öğretmenlik bir uzmanlık mesleğidir yazar. Yani bizler mezun olurken uzman öğretmen olarak yani alanında uzmanlaşmış kişiler olarak mezun oluyoruz. Yani nedir? İşte tarih öğretmeni, coğraf ya öğretmeni, matematik öğretmeni ama bakın bir doktor bile mezun olurken tıp fakültesinden altı yıl okumasına rağmen nasıl mezun oluyor? Sadece doktor. Uzmanlığını daha sonra yapıyor. Bir hukukçu mezun olurken avukat diyemeyiz, hakim ve savcı olmak daha sonraki süreçte. O yüzden de biz de diyoruz ki yani 3600 yıllardır hep bahsedilen hani olması tabii ki ekonomik anlamda bizlere mutlaka katkı sağlayacak bir belki de kazanım olacak ama onu da Ocak 2003’den itibaren geçerli olacak. Ekonomik anlamda öğretmenlere bir şeyler kazandıracak ama itibarımızı yani meslek onurumuzu bize geri getirme anlamında bize çok büyük katkısı olmayacak” şeklinde konuştu.
“EĞİTİM-İŞ ÇATISI ALTINDA BULUŞALIM”
Konuşmasının sonunda eğitim camiasına da seslenen Başkan Gökgün “Biz öğretmen de kelimesine çok takılmıyoruz. Çünkü öğretmen dediğimiz zaman sadece bir öğretmen sendikası gibi oluyoruz. Oysa eğitimin bir sürü bileşiği var. Yardımcı hizmetlisinden tutun, teknisyenine, şoförüne kadar Milli Eğitim ve üniversite de dahil olmak üzere. Çünkü bizler sadece MEB değil, üniversitelerde de örgütlü bir sendikayız. Eğitim emekçilerinin Eğitim İş çatısı altında birleşmeleri yani bu niteliği niceliğe çevirmenin çok önemli olduğunu bilmelerini istiyorum. Yani eğer ki eğitimin bugün çok sorunu varsa bunun belki de çözümünün tek adresinin olabileceği yer Eğitim İş. Çünkü Milli Eğitim Bakanlığını sürekli harekete geçiren, yanlışları konusunda uyaran tek sendikayız. O yüzden de eylemimiz, söylemimiz gerçekten de bu anlamda çok kuvvetli. Eğitim emekçilerinin bize destek vermelerini bütün öğretmenleri, eğitim emekçilerini Eğitim İş çatısı altında buluşmaya davet ediyorum” dedi.