DÜNYAYI GEZEN TÜRKMEN ŞAİR MESUT OĞUZ’UN ŞİİRLERİNDE SEVGİ
Dünyanın birçok ülkesini gezmek, çeşitli kültürlerle karşılaşmak, farklı insan tipleri ve
karakterlerini tanımak herkese nasip olmaz.
Mesut Oğuz, denizci olarak askerliğini tamamladıktan sonra denizden bir daha ayrılmamış.
Emekli olana kadar hayatının büyük bir kısmı karadan uzakta geçmiş.
İşçi olarak başladığı gemicilikte güverte reisliğine kadar yükselmiş.
Ailesinden, vatanından ayrı kalsa da severek yapmış bu mesleği.
Aylarca yapılan yolculuklarda şiirleştirmiş dünyasını.
Özlem, gurbetlik, aşk gibi duyuları mısralaştırmış.
Sevdiklerinden uzak kaldığı bir bayramda hanımına duyduğu özlemi samimi bir üslupla
anlatıyor. Karısını gülle karşılaştırıyor ve onu parlayan bir yıldıza benzetiyor.
Karısına duyduğu sevgi, saygı ve güven Türkmen kültüründeki aile kavramını anlatması
bakımından dikkat çekicidir.
Evinden ayıran deniz onu çaresizleştirmiştir. Gülden güzel yârim
Gökte yıldız gibi parlayan yârim
Avradım, yârim yüz akım, can yoldaşım
Bu Kurban Bayramı ayrı düştük neyleyim.
“Hasretli Akşam “başlıklı şiirinde duygularını bir fotoğraf gerçekliğinde anlatıyor.
Gemi tasviri, uçan kuşlar, içtiği sigara dumanı, kuşların sesleri insanı doğa ile bütünleştiriyor.
“Hasreti duman eden” imgesi şairin iç dünyasını somutlaştırıyor. Neşe içinde uçan kuşlarla kendi
ruh halini karşılaştırıyor.
Oturdum geminin pupasına halatların üstüne
Yuvasına dönen kuşları seyrettim bu akşam
Cigaramdan çektim bir nefes, hasreti duman ettim
Neşe içinde uçan kuşların seslerini dinledim bu akşam.
Şair “Anadolu Kızları “başlıklı şiirinde üslubuyla Karacaoğlan’ı hatırlardır. Anadolu’nun
kızlarının dertleriyle dertlenir. Onların zengin iç dünyalarını sezinler