Kadının gözyaşlarıyla yazılan roman
Alparslan AYRAL
Roman, 1979 Balıkesir doğumlu Hüseyin Söker ‘e ait.
130 sayfalık olaylar zincirinde roman kahramanı, gerçek yönleriyle anlatılıyor. Bu akış
eserin hayatla olan bağını kuvvetlendiriyor.
Naciye’de çocukluğundan itibaren oluşan dünya görüşü ve bu dünya görüşünün ona
verdiği direnme gücü, kitabın son sayfasına kadar sürüyor.
Olaylar, okuyucuda kadının hayat mücadelesinde verdiği emeği hissettiren süssüz yalın bir
dille anlatılmış.
Balıkesir’in Börekçiler köyünde düğünde karşılaştığı gence duyduğu duygusal yakınlıkla
başlayan Naciye’nin hayat macerası, köyden kente daha sonra da metropol İstanbul’a kadar
genişler.
Hayat yolculuğu, zor ve çetin engelleri aşarak devam eder. Evliliğin ilk yıllarında evine ve
çocuklarına bağlı baba, arkadaşlarının etkisiyle kumar ve içki bataklığına sürüklenir.
Bu gelişmeleri okurken roman kahramanının duygularını paylaşmaya başlıyorsunuz.
Naciye’nin evliliğinin ilk gününde kayınvalidesinin taktığı ziynetleri geri istemesi, kocasının
giderek hırçınlaşması ve evden kopuşu, Naciye’nin karşılaştığı sorunlar karşısında sabrederek
mücadele etmesi romanın içeriğini, bireysel duyarlıktan toplumsal duyarlığa götürüyor.
Kocasından yediği dayaklara dayanamayan roman kahramanı, ardı ardına gelen baskılara,
yoksulluklara dayanamaz.
Tatlı hayallerle kurulan aile yapısı, parçalanmaya başlar. Her gün dualarla Allaha sığınan
Naciye, kardeşlerinden yardım ister ve çocuklarını bırakarak İstanbul’a kaçar.
Çocukları, devlet himayesine alınır.
Naciye için İstanbul’da yeni bir hayat başlar. Gecekondu mahallesinde kardeşinin yanında
bir süre geçimini sürdürür.
Romanın bu safhasından sonra toplumsal patlamaların aile bütünlüğünü nasıl bozduğuna,
yozlaşan insan karakterinin kendisinden yardım bekleyen çaresiz insanlara nasıl çelme
taktığına şahit oluyorsunuz.
Okuma yazma bilmeyen ama hafız olan roman kahramanı Naciye, her türlü zorluklara
dünya görüşü çerçevesinde çözümler bulmaya çalışır. Kısa sürede mahallede gönüllere
girmeyi başarır.
Bu süreç içinde kocasıyla tekrar barışsa da beraberlikleri uzun sürmez.
Naciye dinî bir cevrede tanıştığı kişilerin sayısı çoğaldıkça iş bulma zorluğu çekmez. Gece
gündüz yaptığı mekik oyalarıyla gelir sağlamaya başlar. Çocuklarını yanına alır. Gecekondu
mahallesinde tenekeden yaptıkları iki odalı bir barakada yaşamaya başlarlar.
İstanbul’da işsizlikten hastalığa kadar karşılaştığı her olumsuzluğu bu dünyanın bir imtihanı
olarak görür. Umudunu yitirmez.
Katıldığı dinî sohbetlerde güzelliği, sade ve olgun tavırlarıyla dikkat çeken roman
kahramanına birkaç talip çıkar ve ikinci evliliğini kendisinden yaşlı biriyle yapar.
Naciye, geçen zaman içinde çocuklarının ve kendisinin aranmamasına üzülür.
İlk kocasının ölüm haberi ile içinde yaşattığı beklentiler biter.
“Hafızn Gözyaşlerı “dinî çevredeki dayanışmayı, o çevrenin dünya görüşünü anlamak
bakımından okunmaya değer bir roman.
Birinci tekil şahıs anlatımlı romanda yer yer biyografik ayrıntılar bullunsa da özgün ve akıcı
bir üslup romana değer katıyor. Romanın kimi yerlerinde olaylar kamerayla verilmiş gibidir.
Süslü bir ifade yerine yalın anlaşılır bir dil kullanılması ve romanın her bölümünde bir
problem gibi ortaya atılan merak unsuru okuyucunun okuma hızını ve isteğini artırıyor.
Çektiği acılara karşın bir kadının sadakati ve hayatın gerçekleri inandırıcı bir dille
anlatılmış.
Çekilen acıların toplumsal bir sorumluluğa dönüşmemesi, bireysel bir dram olarak kalması
romanın yazıldığı dönemdeki hayatın gerçek yüzünü abartmadan yansıtıyor.
Kaçışlar, sığınmalar sabırla gelen başarılar roman kahramanının her şeye rağmen değer
yargılarını kaybetmemesi annelik duygusunun gücünü gösteriyor.
Roman, bir kadının serüvenini verirken aile içindeki dayanışmayı ve aile bütünlüğünün
önemine dikkat çekiyor.
Bir annenin ailenin parçalanmasını önlemek için verdiği mücadeleyi anlatan ve “Başlık
“yayınlarından 2019 yılında çıkan bu roman toplumun çeşitli katmanlarındaki insanları
tanımak için de okunmaya değerdir.
-