BİZİM ÇOCUKLUĞUMUZDA PAZAR DEMEK ERDEK DEMEKTİ
Bugün dört kişilik orta halli bir ailenin Pazar gününü nasıl geçirebileceğini düşünürken, insan ister istemez kendi çocukluğuna gidiyor.
Bugünün Pazarlarını planlarken hesap kitap yapıyoruz. Nerede kahvaltı edeceğiz, çocukları nereye götüreceğiz, denize nerede gireceğiz, ne kadar para harcayacağız?
Bizim çocukluğumuzda ise işler biraz daha farklıydı.
Balıkesir'de Pazar günü denince akla gelen yerlerden biri Erdek'ti.
Özellikle yaz aylarında Pazar günü Erdek'e gitmek, Balıkesirli aileler için neredeyse bir gelenekti.
Otobüsler Paşa Camii'nin önünden kalkardı.
Sabah erkenden aileler hazırlanır, çocuklar heyecanla yola çıkılmasını beklerdi. Öyle bugünkü gibi herkesin altında otomobil yoktu. Araba sahibi olmak ayrı bir meseleydi. Ama bu, insanların denize gitmesine, gezmesine, eğlenmesine engel değildi.
Paşa Camii'nin önündeki hareketlilik bile başlı başına bir hatıraydı.
Otobüse binilir, Erdek yolu tutulurdu.
Bir de bizim bisikletçi abilerimiz vardı.
Balıkesir'den Erdek'e bisikletle gidenler...
Bugün düşününce insanın gözünde büyüyor. Balıkesir'den bisikletle Erdek'e gidilecek, bütün gün orada kalınacak, sonra aynı yol geri dönülecek.
Ama gençlik başka bir şey.
Pedal çevrilir, gidilirdi.
Fakat dönüşte yorgunluk bazen öyle bir noktaya gelirdi ki bisikletler yolda bulunan kamyonlara yüklenirdi.
Abilerimiz de bisikletlerinin yanında kamyonun arkasına oturur, Balıkesir'e öyle dönerdi.
Bugün anlatsak belki gençler inanmaz.
"Gerçekten bisikletle Erdek'e mi gidiyordunuz?" diye sorarlar.
Evet.
Gidiyorduk.
Hem de bugünkü imkânların çok azıyla.
Ama galiba mutluluğun ölçüsü de imkânların çokluğuna göre değişmiyordu.
Bir deniz, bir bisiklet, bir otobüs yolculuğu, yanımızda ailemiz veya arkadaşlarımız...
Yetiyordu.
O yıllarda Akçay ve Altınoluk bugünkü kadar gelişmiş değildi çok da bilinmiyordu. Akçay’a sadece Ankaralılar gelirdi.
Bugün Balıkesir'in yaz turizminin en önemli merkezleri arasında saydığımız Akçay, Altınoluk ve çevresinin zaman içerisinde gelişmesine hepimiz şahit olduk.
Ama Balıkesirlinin yazlık deniz kültüründe Erdek'in yeri başkaydı.
Erdek sadece bir tatil beldesi değildi.
Bir neslin Pazar günüydü.
Çocukluğumuzun heyecanıydı.
Otobüs beklerken yaşanan telaştı.
Denize girecek olmanın sevinciydi.
Akşam dönüş yolunda yorgunluktan uyuyakalan çocuklardı.
Belki bugün o günlere baktığımızda en çok şaşırdığımız şey, insanların az imkânla ne kadar çok şey yapabildiği.
Şimdi dört kişilik bir aile denize gidecek.
Benzin var. Otopark var. Kahvaltı var. Yemek var. Dondurma var. Şezlong var.
Çocukların isteyeceği onlarca şey var.
Günün sonunda da hesap var. Bizim çocukluğumuzda ise bir otobüs biletiyle başlayan Pazar, Erdek'in denizinde tamamlanırdı.
Belki yanımızda çok para yoktu. Ama zamanımız vardı. Bir de birbirimiz vardı.
Bugün Balıkesir'in farklı noktalarında çok güzel tatil imkânları var. Akçay gelişti, Altınoluk gelişti, Ayvalık büyüdü, Edremit Körfezi bambaşka bir kimliğe kavuştu.
Ama insan bazen bütün bu gelişmişliğin içinde geçmişteki o sade Pazarları arıyor.
Paşa Camii'nin önünden kalkan otobüsleri...
Erdek'e bisikletle giden gençleri...
Dönüşte yorulup bisikletlerini kamyonların arkasına koyanları...
Akşam Balıkesir'e dönerken otobüste uyuyakalan çocukları...
Belki de bizim çocukluğumuzun güzelliği tam da buradaydı.
Çok şeyimiz yoktu.
Ama sahip olduğumuz şeylerin kıymetini biliyorduk.
Bir Pazar günü Erdek'e gitmek bile haftalarca anlatılacak bir hatıraya dönüşebiliyordu.
Şimdi düşünüyorum da...
Belki bizim çocukluğumuzda Pazar günleri daha güzeldi.
Çünkü Pazar günü sadece bir tatil değildi.
Pazar günü Erdek'ti.
Erdek, bizim için sadece bir sahil kasabası değil, çocukluğumuzun en güzel hatıralarından biriydi.
-
