HANGİ PARAYLA GİDECEKSİN?
Yakın bir köyde yıllar önce rahmetli babam Orhan Yırcalı’nın Mandırası vardı. Çeşitli peynir üretimi yapardı. En çok yaptığı ise “Teneke Manyas”dı. Beyaz peynir en çok satılanı idi. Sütün kreması çeker ve Ankara’ya komisyoncuya gönderirdi. Bende o yıllarda kendisine yardım eder okul dışındaki zamanlarımı köyde mandırada geçirirdim. Markamız “A.Y.” idi.
Bir gün aklıma soru takıldı. Bazı mandıralar bizden daha az süt işledikleri halde bizden daha iyi yaşıyorlardı. Babama bu durumu sordum. Beni dağıtıma gidecek olan peynir tenekelerinin yanına götürdü ve üzerlerini okumamı söyledi. Okudum. Ne gördün? diye sordu. Ben bir şey anlayamadığımı söyledim. Kendisin yüksek sesle okudu ve “bak oğlum biz hiç TAM YAĞLI” peynir yapmıyoruz. Tenekelerin üzerinde “Y.YAĞLI ve YAĞSIZ” yazıyor. Ben sütün yağını (kremasını) çekip de tenekenin üzerine TAM YAĞLI yazamam. Çalacaksan buyur geç dedi.
Bu konuşma beni çok etkilemişti ve o günden sonra kimsenin yaptığı işi sorgulamadım ve babam gibi olmaya gayret ettim.
Gelelim, hangi parayla gideceksin? Mevzusuna. Bir gün Mandıraya süt döken kişilerden Ahmet Z. geldi. Orhan abi ben hacıya gideceğim, hakkını helal et dedi. Babamda sordu. Ahmet hacıya hangi parayla gideceksin? Süt parasıylamı, buğday parasıylamı? Ahmet abi güldü ve buğday parasıyla dedi. Babam güldü ve hakkını helal etti.
Ben Ahmet abi gidince babama burada ne yaşandı? Ben bir şey anlamadım dedim. Babam şöyle cevap verdi. Bu Ahmet, süte su katar. Bende Ahmet süte su katma almam bak dediğimde ise Orhan abi, biz bu güğümleri yıkarken içinde su kalıyor ben ne yapayım su katmıyorum der.
İşte ben bu açıklamadan sonra babamın ne demek istediğini anladım ve ne diyeceğimi bilemedim.
Babam doğru dürüst bir insandı. Yaymacılar caddesindeki Manifatura dükkânımızda basma, kumaş vb. ölçerken hep 10 santim fazla ölçerdi. Makas payı bu oğlum derdi. Yanlış keseriz, müşteri bu kumaşı ölçtüğü zaman fazla çıksın az çıkmasın derdi.-
-
