NE OLACAK BU MEMLEKETİN HALİ?
Geçtiğimiz hafta Ankara’ya gitmiştim. Tren yolculuğunu özlemişim. Yolculuk için treni tercih ettim. Tavsiye ederim. Tren Gar’ın da indikten sonra orada bulunan taksiye bindim. Bu arada Ankara'da taksi sorunu yok, belirtmek istedim. Taksi sürücüsüne Kavaklıdere,Bestekar sokağı’na gitmek istediğimi söyledim ve taksici hemen şunu sordu “Ne olacak bu memleketin hali?” Ne diyeceğimi şaşırdım.
Bu cümle genellikle alkollü gecelerin bitmeyen tartışmasıdır. Tıkanmış sohbetlerin tek kurtarıcısıdır bu cümle. Nasıl çözeceğimizi bir türlü bilemediğimiz bir paradokstur aynı zamanda. Essasında zararsız bir sorudur bu. En azından öyle yada böyle memleketin halinin birileri tarafından düşünülüyor olması aslında iyi bir şey.
“Ne olacak bu memleketin hali?” sorusu “rakı sofraları” aşağılamaları yüzünden hak etmediği bir biçimde itibar kaybetmiş bir soru aslında. Hak etmediği biçimde, çünkü her şeyden önce bu soruyu sormak ve dilediği ton ve biçimde tartışmak, soluk alıp veren herkesin hakkıdır. Kaldı ki parlamento, medya, üniversite gibi, bu soruya analitik cevap araması gereken yerlerin hali ortada.” (Metin Solmaz)
Tarihçi Orhan Koloğlu, memleketin halinin ne olacağı sorusunun ilk kez 19. yüzyıl ortalarında, Osmanlı Devleti’nin “hasta adam” ilan edilmesinden sonra sorulmaya başlandığını yazar.
Sahi ne olacak bu memleketin hali?
Erhan Yırcalı